Ressam Claire Arkas, doğa ve kent manzaralarını ışığın parçalı doğasında yeniden yorumladığı eserleriyle 7 Ocak – 6 Şubat 2026 tarihleri arasında Cihangir Ark Kültür’de sanatseverlerle buluşuyor. “Işığın Aralığı / The Interval of Light” başlıklı sergide sanatçının 37 adet eseri yer alıyor.
Claire Arkas, 14. kişisel sergisinde izleyiciyi büyük anlatılardan uzaklaştırarak, ışığın yoğunlaştığı kısa ve sessiz anlara davet ediyor. Sergi, sanatçının doğa, su, mimari ve figür temalarını sürdürdüğü, ancak bu kez sahnenin merkezinden çok kenarda kalan ayrıntılara odaklandığı bir seçki sunuyor. Arkas’ın resimleri, geniş panoramalar yerine bir avizenin kırık yansıması, duvarın üzerinden sarkan birkaç bitki ya da dar bir sokak gibi küçük fragmanlarla dünyaya bakıyor.
Doğa, Su ve Kentin Katmanları
Bu yaklaşım özellikle su ve şehir temalı işlerde belirginleşiyor. Havuz ve göl yüzeylerinde ışık, suyla birlikte titreşen kırık yansımalar hâline geliyor; net bir görüntü yerine zamanın yavaş akışını ima eden parçalı bir görsellik ortaya çıkıyor. Cam yüzeyler ve vitrinler ise iç mekân ile sokak arasında geçirgen bir bellek gibi davranıyor; düzenli vitrin yerleşimi, geçen insanlar ve yansımalar aynı düzlemde üst üste binerek, ışık ve derinliğin katmanlaştığı sakin ama yoğun bir şehir hissi yaratıyor.
Figürler ve Renklerin Dili
Figürler, dramatik bir anlatı kurmak yerine belirli bir var oluş hâlini taşıyor. Oturan ya da kendi ekseninde dönen bedenler, zeytin gövdeleri ve budanmış dallar, duyguyu büyütmekten çok, belli bir ışık altında “orada olma” hâlinin sessiz yoğunluğunu görünür kılıyor. Renk, doku ve desen kullanımı ise sanatçının post-empresyonist mirasla kurduğu bağı hissettiriyor. Bitki dokuları, kumaşlar, taş duvarlar ve yansımalar yüzeyde yan yana gelerek Pierre Bonnard ve Édouard Vuillard gibi ressamların sıklıkla başvurduğu yoğun desenli alanları çağrıştırıyor.
Çizginin Hafızası
Sergide yer alan desen ve kâğıt üzeri çalışmalar, sanatçının çizgiye verdiği önemi ortaya koyuyor. Mimari cepheler, iç mekân görünümleri ve sokak manzaraları, yerinde yapılan çizimlerden yola çıkılarak farklı tekniklerle tamamlanıyor; çizgi burada bir taslak değil, başlı başına tamamlanmış bir düşünce olarak resmin hafızasını taşıyor.
“Işığın Aralığı”, Claire Arkas’ın pratiğini yalnızca görünenin temsili olarak değil, görmenin kendisine dair bir düşünme biçimi olarak ele alıyor. Sanatçı, ışığın dünya ile temas ettiği o kısa, sessiz aralığa odaklanıyor ve izleyiciyi de bu aralıkta kalmaya, bakışını yavaşlatmaya davet ediyor.



