
Hem akademik yanı hem de sosyal yanı güçlü bir kadın… Hem önemli dertlere çareler aramak hem de eğlenceli biri olmak kolay mı? Üstelik bütün bunları “Kadından olmaz” denilen fizik gibi bir alanda yıldızlaşarak yaptı. Gördüğü sevgiyi de, saygıyı da sonuna kadar hak eden Canan Dağdeviren’in ilham veren yaşam öyküsüne hazır mısınız?
Doç. Dr. Canan Dağdeviren’in adını 2024 yılında TÜSEB Aziz Sancar Bilim Ödülü’ne layık görüldüğünde duymuş olabilirsiniz. Ya da MIT (Massachusetts Institute of Technology) Technology Review’un her yıl derlediği ‘35 Yaş Altı Mucitler’ listesinde 2015 yılında ismini görüp gururlanmış olabilirsiniz. Veya aynı yıl Forbes dergisinin “30 yaşından genç 30 bilim insanı” listesine girdiğinde de ondan haberdar olmuş olabilirsiniz. Veya aynı yıl Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine (Junior Fellow of Harvard) seçildiğinde? Yine aynı yıl Illinois İnovasyon Ödülü’nü kazandığında? 2018 yılında Birleşmiş Milletler’de Uluslararası Bilimde Kadın ve Kızlar Günü kutlamaları kapsamında Barışı ve Kalkınmayı Sürdürmek için Diplomaside Bilimde Kadın Etkinliği’nde yaptığı konuşmayla size ulaşmış olabilir. Sutyen gibi giyilebilen bir ultrason cihazı geliştirerek meme kanserinin erken teşhisinde çığır açtığında da adını duymuş olabilirsiniz. Başarılarını özetlemek bile güçken, Doç. Dr. Canan Dağdeviren adını duymamış olmanıza ihtimal vermiyorum.
MARIE CURIE’DEN ALINAN İLHAM
‘Türk akademisyen’, ‘fizikçi’, ‘malzeme bilimci’ ve ‘başımıza icat çıkaran kadın’ gibi sıfatlarla anılan Canan Dağdeviren’in olağanüstü yaşam öyküsüne bakalım.
Bilime ilgisi ilk babasının ona beş yaşındayken hediye ettiği Marie Curie hakkında yazılmış bir kitapla başladı (Büyüdüğünde Marie Curie’nin eşi Pierre Curie’nin keşfi olan piezoelektrikten ilhamla aletler üretecekti). Andından ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nde dersler veren fizik profesörü ve siyasetçi Erdal İnönü’nün bizzat kendisinden aldığı ‘Anılar ve Düşünceler adlı kitabı onu bilime yönlendirdi. Erdal İnönü ile tanışması, lisede ve üniversitede seçeceği alan açısından çok belirleyici oldu.
Canan Dağdeviren 1985 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar’da Adanalı bir anne ve Sivaslı bir babanın ilk çocuğu olarak yetişti. Caner ve Emre adında iki de erkek kardeşi vardı.
Kocaeli’nde lise eğitimine devam ederken 1999 Gölcük depremine yakalandı. Lise binası hasar gördüğü için Adana Seyhan ÇEAŞ Anadolu Lisesi’ne misafir öğrenci olarak gönderildi. Daha sonra 2007’de Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği programındaki tam burslu yüksek lisans eğitimini 2009’da tamamladı. Aynı yıl Fulbright bursu kazanarak UIUC’da (Illinois Üniversitesi Urbana-Champaign) Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümünde doktora eğitimine başladı. Doktora süresince fizik, elektronik, kimya, malzeme, mekanik ve tıp alanlarının kapsamına giren esnek ve katlanabilir, vücut içine ve deri üstüne giyilebilir elektronik aletler üzerine çalışmalar yaptı. Takvim yaprakları 2014 yılını gösterirken doktora derecesini aldı.
FARKLI DİSİPLİNLERİ BİRMEŞTİREN MUCİT
Dağdeviren farklı disiplinleri buluşturan icatlarıyla henüz 30 yaşına gelmeden medikal teknoloji alanında tüm dünyanın dikkatini çekti. Hâlâ MIT Media Lab’da araştırmalarını sürdüren Dağdeviren’in çalışmaları Washington Post, IEEE Spectrum, Forbes, Discover Magazine, MedGadget, Stat News, Nature Materials, AP News ve daha pek çok farklı medya kuruluşunca haberleştirildi.
Medikal teknoloji alanına eğilerek pilsiz çalışan giyilebilir bir kalp çipi (PZT MEH) üretti. Bu icadında dedesinin kalp yetmezliği nedeniyle yirmi sekiz yaşında yaşamını yitirdiğini öğrenmesi etkili oldu. Kendi de yirmi sekiz yaşına gelmeden kalp hastaları için bir çare bulmaya kendine söz vermişti. Piezoelektrik aletleri kullanarak kalbin üzerine yapıştırılabilen ve kalbin atış enerjisini elektrik enerjisine dönüştürebilen giyilebilir bir kalp pili icat etti.
İcatlarında aile öyküsü hep etkili oldu. Yaşamını kanserden yitiren aile fertleri nedeniyle erken teşhis sağlayacak cihazlara yöneldi. Cilt kanserini teşhis eden bir cihaz geliştirdi. Sutyen gibi giyilebilen bir ultrason cihazı geliştirerek meme kanserinin erken teşhisinde çığır açtı.
ALÇAKGÖNÜLLÜ ROL MODEL
Facebook, X ve Instagram gibi sosyal medya mecralarından ‘etkili bilim iletişiminin’ ve ‘alçak gönüllülükle ilham vermenin’ ete kemiğe bürünmüş bir örneği oldu. Türkiye başta dünyanın dört bir yanındaki gençlerle bağlantı kuruyor ve kızlar başta olmak üzere tüm çocukları bilime yönlendiriyor.
2018 yılında Birleşmiş Milletler’de Uluslararası Bilimde Kadın ve Kızlar Günü kutlamaları kapsamında Barışı ve Kalkınmayı Sürdürmek için Diplomaside Bilimde Kadın Etkinliği’nde konuşmacı olarak yer aldı. Yaptığı konuşmayla bir kez daha gönülleri kazandı.
2025 yılında geçirdiği beyin kanamasıyla tüm sevenlerini ve akademi dünyasını üzse de kısa sürede sağlığına kavuştu. Oradaki gücü , iyimserliği ve kararlılığıyla bir kez daha örnek oldu.
Ne zaman motivasyonu düşse ülkenin kurucusu ve kadınlara pek çok haklar tanıyan Mustafa Kemal Atatürk’ü kendine örnek aldı. Bir ‘Atatürk Kızı’ olduğunu her fırsatta dile getirdi.
Aynı zamanda 2019 yılından bu yana Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyeliğini sürdürüyor. Daha çok ilham olmaya, daha çok icatlar çıkarmaya devam edeceğe benziyor.








