Claire Arkas’ın 22 Yıla Yayılan Sanat Yolculuğunu Bir Araya Getiren Retrospektifi Arkas Sanat Alaçatı’da

22 yıllık üretimi kapsayan bu kapsamlı retrospektif, Claire Arkas’ın sanat pratiğini dönemlere ayırmak yerine, süreklilik gösteren bir görme hâli olarak ele alıyor. Sergi farklı tekniklerle üretilmiş, otoportrelerden peyzajlara uzanan geniş bir seçkiyle, bakmanın zaman içindeki dönüşümünü Arkas Sanat Alaçatı’da izleyiciyle buluşturuyor.

Claire Arkas, 22 yıllık sanat üretimini kapsayan retrospektif sergisi “Göz Sözden Önce Gelir” ile Arkas Sanat Alaçatı’da izleyici karşısına çıkıyor. 15 Mayıs – 1 Kasım tarihleri arasında görülebilecek sergi, sanatçının farklı dönemlerde ürettiği 83 eseri bir araya getiriyor.

Karoly Aliotti’nin küratörlüğünü, Özlem Tunca’nın Proje Müdürlüğünü üstlendiği sergi, kişisel sergi tanımının ötesine geçerek Claire Arkas’ın üretimini kronolojik bir sıralama yerine, süreklilik gösteren bir görme pratiği üzerinden ele alıyor. Yıllar boyunca tekrar eden temalar, bu retrospektifte bir alışkanlık olarak değil, zamanla derinleşen bakışın parçası olarak öne çıkıyor.

Serginin başlığı, “Göz Sözden Önce Gelir”, bakmanın anlatmaktan önce geldiği fikrine işaret ediyor. Claire Arkas’ın resimleri, gördüğümüz şeyden çok, nasıl baktığımızla ilgileniyor. İzleyici, resimlerin karşısında açıklama aramak yerine, durmaya ve bakmaya davet ediliyor.

Otoportreler: Bakışın Kendine Dönüşü

Sergide özel bir yer tutan otoportreler, Claire Arkas’ın sanat pratiğinde belirleyici bir eşik oluşturuyor. Bu işlerde otoportre, temsili bir kimlik anlatısı kurmaktan çok, bakışın kendi üzerine yönelmesini ifade ediyor. Figürler, izleyiciyle doğrudan bir ilişki kurmak yerine, çevreleriyle eşitleniyor; çoğu zaman geri çekiliyor, sadeleşiyor, hatta neredeyse belirsizleşiyor.

Bu yaklaşım, retrospektifin merkezinde sessiz ama güçlü bir yapı oluşturuyor ve sanatçının yıllar içinde kendi varlığını resimde nasıl yeniden tanımladığını ortaya koyuyor.

Teknikler Arası Süreklilik

Resim, desen, suluboya ve taş baskıdan oluşan seçki, Claire Arkas’ın farklı teknikler arasında kurduğu sürekliliği gözler önüne seriyor. Özellikle çizgiye dayalı eserler, desenin bu üretimde bir hazırlık aşaması değil, başlı başına bir düşünme ve görme alanı olduğunu vurguluyor.

Farklı tekniklerle üretilmiş eserler, estetik bir çeşitlilikten çok, disiplinli bir bütünlük hissi yaratıyor. Bu bütünlük, retrospektif kurgunun temel taşı olarak öne çıkıyor.

Işık, Zaman ve Israr

Claire Arkas’ın resimlerinde ışık, açıklık sağlayan bir araç olmaktan çok, görmeyi geciktiren ve derinleştiren bir unsur olarak beliriyor. Yüzeylerde kırılıyor, dağılıyor, hiçbir zaman tek bir anlama sabitlenmiyor. Sergide bir araya gelen işler, zamanın bu resimsel etkisini açıkça hissettiriyor.

Tekrar, bu üretimde bir alışkanlık değil; ısrarla sürdürülen bir görme etiği olarak varlık gösteriyor. Sergi, izleyiciyi tek bir güçlü imgeyle değil, zaman içinde oluşan bir bütünlükle baş başa bırakıyor.

Zaman ve Mekanın Buluşması

Serginin Arkas Sanat Alaçatı’da gerçekleşmesi, Claire Arkas’ın üretimini kamusal bir bağlamda paylaşma arzusunu güçlendiriyor. Kültür ve sanata uzun yıllardır destek veren Lucien Arkas tarafından kurulan Arkas Sanat Alaçatı, bu retrospektifle birlikte sanatçının 22 yıla yayılan üretimine ev sahipliği yapıyor. Mekân, serginin sakin, zamana yayılan yapısıyla doğal bir ilişki kurarken, izleyiciye işleri yavaşlama ve durma hâli içinde deneyimleme imkânı sunuyor.

Serginin açılışında konuşan Claire Arkas, “Bu sergiyi geriye bakmak ya da bir dönemi kapatmak için değil, yıllardır sürdürdüğüm bir bakma hâlinin bugün nasıl yan yana geldiğini görmek için düşündüm. Aynı sorulara tekrar tekrar dönmek benim için bir kararsızlık değil; aksine, bakmayı sürdürme biçimi. Zaman içinde değişen şey sorular değil, onlara nasıl baktığım oldu. Görmek benim için her zaman anlatmaktan önce geldi; sözcükler açıklayabilir ama bakma hâlinin önüne geçmemeli. Sergide yer alan bazı resimler benim için yeni başlangıçların kapısını aralarken, aynı zamanda kendimi değerlendirme ve sorgulama alanı da açıyor. Özellikle uzun bir zaman dilimini kapsayan bu sergide, her üretim sürecini bir adım olarak görüyorum. Atölyede ürettiğim işleri sergi mekânında yeniden görmek, onlara farklı bir gözle yaklaşmamı sağlıyor. Bu süreçte malzeme seçimi de resmin kendi yönlendirmesiyle şekilleniyor; karşılaştığım objeler bende yeni algılar yaratıyor ve bu etkiyi çoğu zaman bir figürle birlikte ele almayı tercih ediyorum. Kendi figürümü resimlere dahil etmek, benim için hem zorlayıcı hem de özgürleştirici bir deneyim sunuyor. Son dönemde arka planın da belirgin biçimde önem kazandığını görüyorum. Özellikle cam ve su yansımaları üzerine yoğunlaşıyor, şeffaflığın sunduğu görsel derinlikten besleniyorum. Bu serginin izleyiciyi de önce durmaya, sonra düşünmeye davet etmesini istiyorum. ” diye konuştu.

Serginin küratörü Karoly Aliotti konuşmasında, “Claire Arkas’ın resimleri görünür olan dünyayı betimlemekten çok, onun nasıl görünür hâle geldiğini gösteriyor. Işık bu işlerde bir açıklık değil, bir soru olarak beliriyor; yüzeylerde kırılıyor, gecikiyor, hiçbir zaman bütünüyle teslim olmuyor. Havuzlar, cam yüzeyler, figürler ve ağaçlar birer nesne olmaktan çok, ışığın kendi biçimini aradığı eşikler hâline geliyor. Bu üretim, tekrar yoluyla kurulan bir üslup değil; yıllar boyunca sürdürülen, her seferinde yeniden müzakere edilen bir görme etiğini açığa çıkarıyor” ifadelerine yer verdi.

Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas ise “Bir insanın üretimini yirmi iki yıl boyunca aynı ciddiyetle sürdürmesi kolay değildir. Orada tesadüf yoktur; sabır, disiplin ve süreklilik vardır. Claire’in resimle kurduğu bağ, benim için hiçbir zaman tek bir ana sığmadı; bu bağ, çocukluk yıllarında mutfak masasında kalan çizimlerle, kapalı kapılar ardında geçen uzun sessizliklerle ve baba-kız arasında paylaşılan o ilk sanat heyecanıyla yıllar içinde güç kazandı. Arkas Sanat Alaçatı’daki bu serginin asıl değeri, aile adının yarattığı bir yakınlıktan değil, Claire’in kendi emeğiyle, kendi disipliniyle ve kendi sesiyle kurduğu sanatçı kimliğinin bu mekânda sahici bir karşılık bulmasından geliyor; bu nedenle sergi, kişisel bir gururun ötesinde, hak edilmiş bir yolculuğun olgun ve duygusu güçlü bir ifadesi olarak öne çıkıyor” dedi.