Başkasına Yapamadığını Kendine Nasıl Yapıyorsun? / İpek Durkal

16.07.2024

Sabah uyandıktan sonra, yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçalamam, kahvemi hazırlayıp elime telefonumu almam maillerimi- mesajlarımı kontrol edip hemen ardından da sosyal medyaya girmem 5 dakika! Ya işimle ilgili yazışmaların içindeyim ya da gece ben uyurken olan biten olayların takibindeyim.

Bence çoğumuz böyle yaşıyoruz.

Yeni bir güne gözümüzü açtığımızda hiç olmazsa bir 15 dakika dursak, olanlar ya da olacaklar hakkında endişelenmek vs. yerine meditatif bir ruh hali içine girsek hepimize iyi gelmez miydi?

“Kendini güvenli biçimde sakinleştirmek ilgini çekiyorsa bu kitap tam sana göre” diyen Psikolog Karol Darsa’nın yazdığı ‘Travma Haritası’ (The Trauma Map) adlı kitabı da bu düşünceler içindeyken aldım.

Travmana “Merhaba” De

İsminden de anlaşılacağı üzere ‘Travma Haritası’ bir meditasyon kitabı değil. Travmalarını bulmaya, tanıyıp anlamaya ve bir miktar da olsa iyileştirmeye odaklı. Darsa,“Ne kadar çok kişinin travmalardan etkilendiğini ama bunun farkında olmadığını bilsen buna çok şaşırabilirsin” diyor ve okuyucuyu travmalarıyla tanıştırıyor.

Kitabın bana iyi gelen ve bir farkındalık sağlayan kısmı, insanların kendileriyle bağlantısının kopmasını anlattığı bölüm oldu. Yazının başında bahsettiğim de tam bu işte. Herkese ve her şeye yetiyoruz da bir kendimize vaktimiz yok!

Darsa kendinle bağlantı kurman konusunda bir başka çok önemli noktaya daha dikkat çekiyor (ki bence kilit nokta burası) “Diğer insanlara kendine davrandığın gibi davransaydın, bunu hoş karşılarlar mıydı” diye soruyor. Bence kendimizi ihmal ettiğimiz kadar sevdiğimiz insanları ihmal ediyor olsaydık, hiçbiri bir daha yüzümüze bakmazdı!

İkinci bir soru da “Birinin senin hakkında, senin kendinle konuştuğun gibi konuşmasına izin verir miydin? Yanıt elbette çoğumuz için ‘hayır’, çünkü kendimizle konuşurken nezaket sınırlarına, şefkate ve hoşgörüye pek de dikkat etmiyoruz. Oysa tabii ki etmeliyiz!

Kitaptaki soruları yanıtladıkça kendine çoğu hoyrat olan davranışlarını da fark ediyorsun. Ve kitabı bitirdiğimde şu soruyu soruyorsun: Bir başkasına asla yapmayacağın şeyleri kendine nasıl yapabiliyorsun?

Rezonans’tan Bildiriyorum: Yeni Bir Şey Yok

Bu aralar herkes ‘Rezonans Kanunu’ (Das Gezets der Resonanı)’ndan bahsediyor.  Kitap 2008 yılında yazılmış olsa da Türkçe çevirisi yeni çıktı ve bir hayli popüler oldu. Alman oyuncu, yönetmen, motivasyon koçu ve yazar Pierre Franchk’ın kaleme aldığı kitap, pek çok bilimsel deneyden, araştırmadan örnekler vererek ‘düşündüğünüz, hissettiğiniz ve inandığınız her şeyi hayatınıza çekebileceğinizi’ anlatıyor.

Bir miktar araştırdım, öyle bir deney ya da araştırma bulamadım. Kitabın da mottosu olan ‘İyi düşün iyi olsun’dan yola çıkarak, herhalde ben yanlış yerde aradım diyerek bu konuyu geçiyorum.

Kitap benim için bildiklerimi tekrar etmekten pek de öte bir yere geçmedi.

Ama neye yaradı derseniz, bilip de günlük hay huy içinde uygulamayı unuttuğum bazı hatırlatmalar yaptı. Örneğin Franchk’ın da söylediği gibi “Düşüncelerimiz çoğu zaman rezonans alanımızı genişletir. Bu yüzden kayıplara dair düşünceler daha fazla kayba sebep olur; aynı şekilde kazanmakla ilgili her düşünce de daha büyük kazançların yolunu açar. İşte bu yüzden, dış dünyada gerçekleştirmek istediğimiz değişiklikler sadece düşüncelerimizin değişmesiyle gerçekleşecektir.”

Eğer daha önce bu tür light bir kişisel gelişim kitabı okumadıysanız anlaşılır cümleler ve basitliği ile Motivasyon Koçu Franchk’ın slogan cümlelerinin hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Eğer bu alana ilginiz varsa, siz zaten o kitapta yazan her şeyi biliyorsunuz.

Ne demiş Carl August Sanburg: “Bir hayalde öngörülmedikçe hiçbir şey gerçekleşmez.”

Güzel hayaller kurun ve hayalini kurduklarınızın gerçekleşeceği bir ay olsun…