Denizcilikte sıfır ve düşük emisyonlu yeni yakıt teknolojileri geliştikçe filolar da dönüşüyor. Ancak küresel deniz taşımacılığının iklim hedeflerine ulaşabilmesi için yalnızca gelecekte inşa edilecek gemilere değil, bugün denizde olan filoya da çözüm gerekiyor. Mevcut motor ve yakıt altyapısıyla kullanılabilen biyoyakıtlar, bu nedenle geçiş döneminin önemli araçlarından biri olarak öne çıkıyor.
Dekarbonizasyonun Büyük Sorusu: Mevcut Gemi Ne Olacak?
Alternatif yakıtlarla çalışacak yeni nesil gemiler denizcilik sektörünün uzun vadeli dönüşümünde önemli rol oynarken, mevcut filonun yenilenmesi zaman ve yüksek yatırım gerektiriyor. Bu durum, emisyon azaltımının yalnızca yeni gemi siparişlerine bağlı kalmadan nasıl hızlandırılabileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) de denizcilikte sera gazı azaltım hedeflerine ulaşabilmek için mevcut filoda uygulanabilecek önlemlerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Biyoyakıtların önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor: Bazı sıvı biyoyakıtlar, geleneksel hidrokarbon yakıtlarının yerine mevcut gemilerde kullanılabilen “drop-in” yakıt niteliği taşıyor. IMO bununla birlikte kullanılan biyoyakıtların sürdürülebilir hammaddelerden ve sürdürülebilir üretim süreçlerinden elde edilmesinin kritik olduğunu da vurguluyor.
Teknik Dönüşüm Eşiğini Aşağı Çekmek
DNV’nin denizcilikte biyoyakıtlara ilişkin değerlendirmesine göre FAME ve HVO gibi yaygın sıvı biyoyakıtlar, fosil yakıtlar için tasarlanmış birçok mevcut gemide tek başına veya geleneksel yakıtlarla karıştırılarak kullanılabiliyor. Bu özellik, büyük ölçekli motor dönüşümleri gerektiren alternatiflere kıyasla biyoyakıtların mevcut tonajda daha hızlı uygulanabilmesini sağlıyor.
Bunun anlamı, biyoyakıtların denizciliğin nihai ve tek çözümü olması değil. Asıl değerleri, yeni yakıt altyapıları ve yeni nesil gemiler ölçek kazanırken mevcut filoda bugünden emisyon azaltımı sağlayabilecek seçeneklerden biri olmalarında yatıyor. Böylece enerji dönüşümü yalnızca gelecekte devreye girecek teknolojilere ertelenmeden mevcut operasyonların içine taşınabiliyor.
Ödüllendirilen Dönüşüm: Teoriden Gemi Operasyonuna
Arkas Line ile Arkas Bunker’ın 2024’te başlattığı “Denizcilik Sektöründe Biyoyakıt Kullanımı” projesi de bu yaklaşımın sahadaki örneklerinden biri oldu. İlk BIO24F ikmali Arkas Line’ın Matilde A konteyner gemisinde gerçekleştirilirken biyoyakıt, geminin mevcut makinesinde teknik değişiklik gerektirmeden kullanıldı; uygulama sonraki dönemde daha yüksek biyobileşen oranlarıyla genişletildi. Proje, 29 Eylül 2026’da Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “İş Birliği – Özel Sektör & Özel Sektör” kategorisinde ödüle layık görüldü. Mevcut filoda uygulanabilir bir çözümün iki şirketin ortaklığıyla operasyonel ölçekte hayata geçirilmesi, denizcilikte dönüşümün yalnızca teknoloji geliştirmekle değil, kullanılabilir teknolojiyi gerçek seferlere taşıyabilmekle mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

