SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Yakıtın Karbon Ayak İzi Nerede Başlar? Denizcilikte Well-to-Wake Dönemi

Bir denizcilik yakıtının çevresel etkisini anlamak için artık yalnızca geminin bacasından çıkan emisyonlara bakmak yeterli değil. Yakıtın hammaddesinin nereden geldiği, nasıl üretildiği, taşındığı ve gemiye ulaştırıldığı da karbon hesabının bir parçası. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün yaşam döngüsü yaklaşımı bu nedenle sektörün önüne yeni bir soru koyuyor: Bir yakıt gerçekten ne kadar düşük karbonlu?

Denizcilikte emisyonların azaltılması uzun süredir daha verimli motorlar, alternatif yakıtlar ve operasyonel iyileştirmeler üzerinden ele alınıyor. Ancak kullanılan yakıtın iklim üzerindeki etkisi yalnızca gemide yakıldığı anda ortaya çıkmıyor. Hammaddenin elde edilmesi, işlenmesi, yakıta dönüştürülmesi, taşınması ve depolanması sırasında da sera gazı emisyonları oluşuyor. Bu nedenle gemide benzer performans gösteren iki yakıtın toplam karbon ayak izi, üretim süreçlerine bağlı olarak farklılık gösterebiliyor.

IMO’nun yaşam döngüsü değerlendirmesi bu farkı görünür hâle getiriyor. Bu yaklaşımda Well-to-Tank, hammaddenin elde edilmesinden yakıtın geminin tankına ulaşmasına kadar oluşan emisyonları kapsıyor. Tank-to-Wake, yakıtın gemide kullanımından kaynaklanan emisyonları ifade ediyor. İki aşamanın toplamı olan Well-to-Wake ise yakıtın kaynağından gemideki kullanımına kadar uzanan toplam sera gazı etkisini ortaya koyuyor.

Böylece gemide düşük emisyon sağlayan bir yakıtın üretim sürecinde oluşan emisyonlar da değerlendirmeye dâhil ediliyor. Yakıtın çevresel performansında yalnızca türü değil; hammaddesi, üretim yöntemi, kullanılan enerjinin kaynağı ve tedarik zinciri de belirleyici oluyor.

Yakıtın Yeni Değeri: İzlenebilirlik

Yaşam döngüsü yaklaşımıyla birlikte izlenebilirlik de önem kazanıyor. Bir yakıtın düşük karbonlu olduğunu belirtmenin yanı sıra hammaddenin kaynağından üretim yöntemine ve nihai ürüne kadar uzanan süreci verilerle gösterebilmek gerekiyor.

Bu konu özellikle biyoyakıtlarda öne çıkıyor. Atık ve artık hammaddelerin yeniden değerlendirilmesi döngüsel ekonomiye katkı sağlarken, hammaddenin kaynağının ve üretim sürecinin belgelenmesini de gerekli kılıyor. Sertifikasyon sistemleri bu noktada yakıtın kaynağını, üretim zincirini ve sürdürülebilirlik özelliklerini doğrulayan mekanizmalar olarak işlev görüyor.

Bu dönüşüm, yakıt tedarikçilerinin rolünü de değiştiriyor. Yakıtın doğru miktarda ve zamanda gemiye ulaştırılmasının yanı sıra hammaddesi, üretim süreci, sürdürülebilirlik kriterleri ve tedarik zincirinin izlenebilirliği de yakıt tedarikinin bir parçası hâline geliyor.

Arkas Bunker’da Atıktan Yakıta İzlenebilir Bir Zincir

Türkiye’de denizcilik yakıtları alanında ISCC EU sertifikasını alan ilk yakıt ikmal şirketi olan Arkas Bunker, biyoyakıt tedarikinde hammaddeden nihai ürüne uzanan izlenebilirliği esas alan bir model uyguluyor. Arkas Bunker ve DB Tarımsal Enerji tarafından geliştirilen model, Şubat 2026’da IMO merkezinde düzenlenen Maritime Biofuels Technical Seminar’da da paylaşıldı.

Model kapsamında Türkiye’de toplanan bitkisel atık yağlar, ISCC EU sertifikalı bir süreçle denizcilik yakıtına dönüştürülüyor. Atık toplama, üretim, sertifikasyon ve yakıt ikmali aşamalarını birbirine bağlayan bu yapı sayesinde yakıtın kaynağından nihai ürüne kadar olan yolculuğu izlenebiliyor.