SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Gıdayı Korumak da İklim Eyleminin Bir Parçası: Sürdürülebilir Soğuk Zincir

Dünyada üretilen gıdanın önemli bir bölümü tüketiciye ulaşamadan kaybediliyor. FAO’nun Mart 2026’da yayımladığı değerlendirmeye göre yetersiz soğutma altyapısı nedeniyle her yıl yaklaşık 526 milyon ton gıda, başka bir ifadeyle küresel toplamın yaklaşık yüzde 12’si, kaybediliyor veya israf ediliyor. Bu tablo, soğuk zinciri yalnızca bir lojistik operasyon olmaktan çıkararak gıda güvenliği, kaynak verimliliği ve iklim mücadelesinin kesiştiği stratejik bir alan haline getiriyor.

Bir gıda ürünü tarladan sofraya ulaşana kadar su, enerji, toprak, emek ve taşıma gibi pek çok kaynağın kullanıldığı uzun bir değer zincirinden geçiyor. Ürünün tüketilemeden kaybedilmesi, onu üretmek için kullanılan tüm kaynakların da boşa harcanması anlamına geliyor.

FAO verilerine göre küresel ölçekte gıdanın yüzde 13,2’si hasat sonrasında, perakende aşamasına ulaşmadan kaybediliyor. Perakende, gıda hizmetleri ve hanelerde ise buna yüzde 19’luk gıda israfı ekleniyor. Gıda kaybı ve israfının küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 8-10’undan sorumlu olduğu tahmin ediliyor.

Bu nedenle sürdürülebilir gıda sistemleri tartışması artık yalnızca daha fazla üretmeye değil, üretileni korumaya da odaklanıyor.

Soğuk Zincirin Yeni Rolü

Soğuk zincir; hasattan ön soğutmaya, depolamadan taşıma ve dağıtıma kadar ürünün ihtiyaç duyduğu sıcaklığın kesintisiz korunmasını sağlıyor. Böylece bozulmayı azaltırken ürün kalitesini, güvenliğini ve raf ömrünü koruyor.

Ancak çözüm yalnızca daha fazla soğutma kapasitesi yaratmaktan ibaret değil. Soğutma sistemleri önemli miktarda enerji tükettiği için yeni nesil soğuk zincir yaklaşımı; enerji verimli ekipmanları, gerçek zamanlı sıcaklık takibini, mümkün olduğunda yenilenebilir enerji kullanımını ve R1234yf gibi çevresel etkisi daha düşük yeni nesil soğutucu gazlarla uyumlu teknolojileri bir arada değerlendiriyor. UNEP de sürdürülebilir soğuk zincirleri, gıda kaybını ve sera gazı emisyonlarını azaltırken üretici gelirlerini koruma ve istihdam yaratma potansiyeli taşıyan bir alan olarak tanımlıyor.

Lojistiğin Sorumluluğu Ürünü Taşımaktan Öteye Geçiyor

Soğuk zincirde birkaç derecelik sapma bile ürün kalitesi ve raf ömrü üzerinde belirleyici olabiliyor. Bu nedenle lojistikte sürdürülebilirlik, ürünü yalnızca bir noktadan diğerine ulaştırmak değil, taşıma boyunca ekonomik ve fiziksel değerini korumak anlamına geliyor.

Özellikle meyve-sebze, et, deniz ürünleri, süt ürünleri ve sıcaklığa duyarlı diğer yüklerde güvenilir soğuk zincir altyapısı, üretici ile küresel pazar arasındaki bağlantıyı güçlendirirken gıda kaybının azaltılmasına da katkı sağlıyor.

Bu bakış açısıyla reefer taşımacılığı, lojistiğin çevresel etkisinin yalnızca taşıma sırasında tüketilen enerjiyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Ürün kaybını önlemek de sistemin toplam çevresel performansının önemli bir parçasını oluşturuyor.

Arkas Line’da Yeni Nesil Reefer Teknolojisi

Küresel ölçekte yaşanan bu dönüşümün Arkas’taki yansımalarından biri, Arkas Line’ın reefer filosunda kendini gösteriyor. Arkas Line, 2026 yılında filosuna 500 yeni reefer konteyner ekledi. Enerji verimliliği yüksek soğutma üniteleriyle donatılan bu konteynerler, çevresel etkisi daha düşük yeni nesil R1234yf soğutucu gaz kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu yatırımla birlikte, ürün güvenliği ve operasyonel kapasitenin güçlendirilmesinin yanı sıra enerji verimliliğinin artırılması ve çevresel etkinin azaltılması da sıcaklık kontrollü taşımacılığın önemli bir parçası haline geliyor.