Graz kentine bu yazı dahilinde veda ederken, sözü Nâzım Hikmet’e de getirmek gerekiyor. Kentte gençlik, kültür ve sporu destekleme amaçlı olarak hizmet veren Jukus Derneği, Ali Özbaş öncülüğünde anti – semitist, ırkçı ve ayrımcı, insanlık düşmanı davranışları önlemeyi ve azaltmayı hedefleyen kimi faaliyetlerde bulunuyor. İşte dernek, Graz’daki festivali bu yıl da ‘Haydarpaşa Garı’na bahar geldi’ isimli projeyle karşılıyor. Bu kapsamda koreograf Michiel Vandevelde’nin Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ isimli klasik çalışmadan yola çıktığı teatral prodüksiyona, Jukus Derneği’nin kentteki dokuz berberin müşterilerini, bu kitap ve tarihi fotoğraflarla buluşturduğu kapsamlı düzenlemesi eşlik ediyor. (8)
Buradan Viyana’ya geçtiğimizde ise bizi adeta büyük bir kültür sanat gündemi ‘kovalıyor’. Viyana’daki uluslararası küratörlerle ortaklaşa düzenlenen ‘Curated By’ festivali, başkentin 22 galerisine yayılırken, kent göbeğindeki Museumsquartier’da yer alan Leopold Müzesi’nde, ‘Viyana 1900’ isimli oldukça önemli bir derleme (9) bizi bekliyor. 1900 yılı itibariyle kentte bilim, tasarım, kültür ve sanatın iç içe olduğu bir atmosferi baş yapıtlarla teşhir eden sergide, modernizmin doğuşu, Gustav Klimt, Auguste Rodin, Egon Schiele, Max Oppenheimer, Josef Koffmann, Kolomon Moser ve Max Hoffmann gibi sanatçı ve tasarımcıların mükemmel yapıtlarıyla taçlandırılıyor.
Döneme damgasını vuran bir Art-Nouveau ve erken modernizm sanat tapınağı, Secession ise bugün bile güncel sanat ve modern sanat klasiklerini buluşturan kaçınılmaz bir çekim merkezi olarak bugün de varlığını sürdürüyor. Viyana’daki mekânda, başta kurucularından Gustav Klimt ile Kolo Moser ve Carl Moll gelmek üzere, yakın zamanda Tillman Kaiser, Alexandra Bircken ve 16. İstanbul Bienali’nde de eserlerini görme imkânı bulduğumuz Korakrit Arunanondchai bir araya geliyor. (10)
Öte yanda, yine Museumsquartier’da, devasa siyah post-modern duruşuyla insanı kendine çeken MUMOK (Viyana Modern Sanat Müzesi) ise, ziyaretimiz esnasında 26 Ekim’e dek kapılarını sanat tarihinin gizemli akımı ‘Op Art’a ve kinetik sanata ayırdığı ‘Vertigo’ sergisine açıyor. Etkinlik, ta 1520’lerden 1970’e uzanan yapıt ve içerik skalasıyla izleyicileri ziyadesiyle tatmin ederken, müzede Bridget Riley’dan Giovanni Batista Piranesi’ye, Arkas Sanat Merkezi’nde ve İstanbul Tophane’de yapıtlarını gördüğümüz Victor Vasarely’den Marina Apollonio’ya, François Morellet’den Marcel Duchamp’a, 45’in üzerinde sanatçı katılıyor. (11)
Yine, Mumok’un tam altında yer alan Kunsthalle Wien’da dijital teknoloji, siber kültür ve çağdaş sanat ilişkisinin eleştirel yapıtlarla işlendiği ‘Histerik Madencilik’ sergisini izlerken (12), Belvedere Müzesi’nde niçin resim yapıyor olduğumuzun tarihini, ilgili materyallerin coğrafi, sosyal ve politik köklerine inerek, sanat tarihsel bir yoğunlukla sunan ‘Materyal’ sergisi yer alıyor. (13)
Sigmund Freud’a özgü eşya ve belgelerin kendi müzesinde görülebildiği Viyana’da izlediğim en çarpıcı etkinliği ise ‘Musa’ olarak da bilinen Viyana Müzesi’ndeki ‘Kızıl Viyana’ sergisi olarak dillendirmek isterim. Bu sergi (14), 1919 ve 1934 yılları arasında kentte gerçekleştirilmiş olan ve dönemin Sosyal Demokratik Partisi’nin büyük zaferi ile neticelenen ilk özgür yerel seçimlere dayanırken, toplumun demokratikleştirilmesi sürecinde önem verilen rehabilitasyon, mimarlık, kamusal alan planlaması ve eğitim politikalarını büyüteç altına alıyor.