Doğa Bile Yalan Söylüyor / İpek Durkal

Aldatmanın, yalan söylemenin, numara yapmanın, manipülatif olmanın sadece insana özgü olduğunu düşünmeyin. Doğa yalan söyler mi? Kesinlikle evet!

Örneğin bazı dişi maymun türleri genetik olarak yavrularını çeşitlendirebilmek için düşük rütbeli erkeklerle ilişkiye girer ve bunu çevrelerindeki baskın erkek maymunlardan gizler. Neden? Çünkü baskın erkek maymun düşük rütbeli erkek maymuna saldırabilir, cezalandırabilir ya da bu birleşmeyi engelleyebilir. Sürüngen dünyasında ise, eş bulmak için rekabete giren erkek yılanlar rakiplerini şaşırtmak için dişi yılanların davranış ve kokularını taklit eder. Stratejik davranışları ile ünlü karga sahte bir çığlıkla yani tehlike var alarmı ile rakibini kandırıp uzaklaştırır.

Biyoloji Profesörü ve yazar Lixing Sun ‘Doğa Yalan Söyler’ (The Liar’s Nature and the Nature of Liars) kitabında hayvanlar aleminde hile yapma davranışının evrimini ve doğal tarihini inceliyor. İnsanların ve hayvanların evrimsel avantajları için aldatmacayı nasıl kullandıklarını sıralıyor.

Peki insan ile hayvanın aldatma davranışı aynı şey mi? İnsanlar dil ve zekâları sayesinde bambaşka konularda ve bambaşka hedefler için karmaşık yalanlar söyleyebilir. Doğal dünyada ise aldatma varoluşun devamlılığı için sadece evrimsel bir strateji!

Sadece hayvan hikayelerinin değil, iletişim, sinyal verme, algı ve manipülasyon gibi konuların da incelendiği kitap, bakterilerden başlayıp insana kadar tüm canlıların yalan/aldatma davranışını örneklendiriyor.

Kitabın orijinal adının çevirisi ‘Doğanın Yalancıları ve Yalancıların Doğası’ aslında kitabın içeriğini çok net özetliyor.

Doğadaki düzenin nasıl kurulduğunu merak ediyorsanız, hayvan davranışları ve davranış biyolojisine ilginiz varsa ve yeni şeyler öğrenmekten keyif alıyorsanız bu kitabı çok seveceksiniz.

 

Yorgunuz, Tükendik Ama Çaresi Var!

Meryem Uzerli’nin yıllar önce bir röportajında söylediği ve bizlerin de “O nedir ki?” dediğimiz ‘tükenmişlik sendromu’ bugün çoğumuzun hayatını esir almış durumda. Motivasyonunu kaybetmiş bir dünyada el yordamıyla yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. “Kolum kalkmıyor”, “canım istemiyor”, “hiçbir şeyden keyif alamıyorum”, “bana fark etmez” en sık duyduğumuz ya da söylediğimiz cümleler oldu.

Şu tükenmişlik meselesine klişe motivasyon cümleleri ile değil de bilimsel açıdan ve öz şefkat uygulamasıyla yaklaşan bir kitap okudum. Adı: ‘Duygusal Tükenmişlikte Öz Şefkatin Gücü’ (Mindful Self-Compassion for Burnout). Dr. Kristin Neff ve Dr. Christopher Germer tarafından yazılan kitapta zihinsel ve duygusal yorgunluğu tanımaya, direnç göstermeyi bırakarak kabullenmeye dair bilinçli farkındalığa ulaşmanın yolunu ve şefkate dayanan teknikleri anlatıyor.

 

Okuyucuya sorular sorarak içinde bulunduğu ruh halini anlamasını sağlayan ve insanın kendisine nasıl öz şefkat gösterebileceğini öğreten kitap, kendine nazik olmak, bu ruh durumunun diğer insanlarla ortaklığı yani yalnız olmadığının ve en önemlisi de duygunu bastırmadan, dramatize etmeden farkına varmanın önemini vurguluyor. “Zor duygular geçicidir. Kendi hallerine bırakıldıklarında ortaya çıkarlar bir süre hissedilir ve sonra geçip giderler. Ancak duygularımıza direndiğimizde onları oldukları yere kilitlemiş oluruz ve bu yüzden doğal yollarla kaybolamazlar” notuyla birlikte zor duygularla başa çıkmanın 5 maddelik reçetesi de veriliyor.

İş hayatında hiç bitmeyen iş yetiştirme telaşında olanlar, evde bakıma muhtaç bireyle yaşayanlar, mükemmeliyetçiler, sürekli suçluluk hissedip kendini yargılayanlar ve ‘yapamıyorum-beceremiyorum’ döngüsünde sıkışıp kalanlar, bu kitap tam size göre. Tükenmişliği bir karakter kusuru değil bir sistemin sonucu olarak ele alan ‘Duygusal Tükenmişlikte Öz Şefkatin Gücü’ motivasyonu içten sağlıyor.