Bir Yangın ve Dikiş Makinesi
Duvarlara Çizilen Resimler
Arzu Kaprol’ün geleceğini şekillendiren ana kararlardan biri babasının onu Bursa Koleji’ne (o dönemdeki adıyla Namık Sözeri) yazdırması. Yaşamda kendini iyi ifade edebilen insanları yetiştiren, etkin ve modern bir eğitim modeli olan bir okul…
Lise sonda yeni mezun resim öğretmeni Ayşe ise yaşamının rengini ve biçimini biçen kişi. Resim dersi yok ama Ayşe öğretmen onun resimlerini görüyor. Önce bir oda açıyor, öğle aralarında resim yapabilsin diye. Okula yapılan yeni binanın yemekhanesinde bütün duvarlara genç Arzu resimler yapıyor. Hem de bütün derslerden izinli olarak. Yerel basının gösterdiği ilgi o lise öğrencisinin güvenini inşa ediyor. Artık moda tasarımcısı olmak Arzu Kaprol’ün gönlünde de kafasında da net! Mimar Sinan Üniversitesi’ne girmek istiyor. Bu hayali bütün ailesi destekliyor.
Yaşamın Mucizevi Tesadüfleri
Yarışmada seçilen beş eşit birincinin koleksiyonları Beymen mağazalarında kendi isimleriyle satılıyor. Sadece ödül veren bir yarışma değildir o. Tasarımcıyı hemen mağazada üretilebilir, satılabilir kıyafet yapma bilgisiyle donatıp bambaşka bir yere taşıyor. Belki de bu yüzden en çok mesleğiyle hayatta kalabilme deneyimini kazandıran Beymen Academia’ya minnettar.
Annesi mesleki yolculuğunda hep kızına yardım ediyor. İlk defilelerin kalıplarını yapmaktan, yarışma koleksiyonlarını dikmeye kadar anne ve kız arasında oluşmuş ipliklerle ve iğnelere birbirine bağlanmış derin bir ilişki söz konusu; hiçbir makasın kesemeyeceği.
Eli Yıldızlara Değiyor
İstanbul İtfaiye ekiplerinin üniformasını yeniliyor (2021).
TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KAREMAM) görevlendirmesiyle Antarktika seferinde görev yapan Türk bilim insanlarının ekstrem koşullara uyumlanmaları için koruyucu kıyafetlerini tasarlıyor. Bu proje için Pandemi koşullarında Antarktika’ya gidiyor, araştırma gemisinde kalıyor.
İkiz oğulları Derin ve Doruk büyürken, onun da yasam tutkusu büyüyor.
Başarısının Sırrı Neydi
Arzu Kaprol’ün sırrı neydi diye sorunca verdiği yanıt şu:
“Çok çalışmak. Vazgeçmemek. Hayat ne getiriyorsa getirsin… Bunların hepsi her zaman çok motive edici şeyler olmayabilir ama yılmamak ve inanmak. Bu inanmak da safiyane bir Pollyanna gibi değil. Kendine acıyarak da değil. Mutlaka bir yol olduğunu düşünerek. Bir sonraki anı hiçbirimiz bilmiyoruz. Şu an neye izin veriyorsa… Yaşamak için, mesleki olarak da insan olarak da neyi iyi yapabileceksem… Ben yasama nasıl bir fayda sağlayabilirim?”
Mesleki motivasyonu, belki de yaşamda kendine biçtiği rol insan bedenini sardığı için, insana ve doğaya bütün olarak iyi gelen kıyafetler yapmak. Giysileri sadece estetik oluş değil, yaşam varoluşuna eşlik eden canlı organizmalar gibi görüyor. Mesleğini moda tasarımı değil, insan inovasyon tasarımcısı olarak adlandırıyor.
Bir bütün olarak yaşamın her alanında, bedenimizi neyin sarmaladığını önemsiyor. “İnsanın bu dünyada varoluşu biricik ruhu, biz bu ruhu taşıyan biricik bedenler ile bu yaşamda varoluyoruz ve giysilerimiz bu biricik varoluşa en yakın eşlik eden ve bedenlerle beraber hareket eden yegane tasarım, bu sebeple bu varoluşu neyle sarmaladığımızı çok önemsiyorum” diyor.
Manevi yanı da güçlü, kendini içsel olarak da beslemeyi ihmal etmeyen pozitif bir tasarımcı Arzu Kaprol. Ve hayali astronot kıyafeti tasarlamak…