Bence çoğumuz böyle yaşıyoruz.
Yeni bir güne gözümüzü açtığımızda hiç olmazsa bir 15 dakika dursak, olanlar ya da olacaklar hakkında endişelenmek vs. yerine meditatif bir ruh hali içine girsek hepimize iyi gelmez miydi?
“Kendini güvenli biçimde sakinleştirmek ilgini çekiyorsa bu kitap tam sana göre” diyen Psikolog Karol Darsa’nın yazdığı ‘Travma Haritası’ (The Trauma Map) adlı kitabı da bu düşünceler içindeyken aldım.
Travmana “Merhaba” De
İsminden de anlaşılacağı üzere ‘Travma Haritası’ bir meditasyon kitabı değil. Travmalarını bulmaya, tanıyıp anlamaya ve bir miktar da olsa iyileştirmeye odaklı. Darsa,“Ne kadar çok kişinin travmalardan etkilendiğini ama bunun farkında olmadığını bilsen buna çok şaşırabilirsin” diyor ve okuyucuyu travmalarıyla tanıştırıyor.
Kitabın bana iyi gelen ve bir farkındalık sağlayan kısmı, insanların kendileriyle bağlantısının kopmasını anlattığı bölüm oldu. Yazının başında bahsettiğim de tam bu işte. Herkese ve her şeye yetiyoruz da bir kendimize vaktimiz yok!
Darsa kendinle bağlantı kurman konusunda bir başka çok önemli noktaya daha dikkat çekiyor (ki bence kilit nokta burası) “Diğer insanlara kendine davrandığın gibi davransaydın, bunu hoş karşılarlar mıydı” diye soruyor. Bence kendimizi ihmal ettiğimiz kadar sevdiğimiz insanları ihmal ediyor olsaydık, hiçbiri bir daha yüzümüze bakmazdı!
İkinci bir soru da “Birinin senin hakkında, senin kendinle konuştuğun gibi konuşmasına izin verir miydin? Yanıt elbette çoğumuz için ‘hayır’, çünkü kendimizle konuşurken nezaket sınırlarına, şefkate ve hoşgörüye pek de dikkat etmiyoruz. Oysa tabii ki etmeliyiz!
Kitaptaki soruları yanıtladıkça kendine çoğu hoyrat olan davranışlarını da fark ediyorsun. Ve kitabı bitirdiğimde şu soruyu soruyorsun: Bir başkasına asla yapmayacağın şeyleri kendine nasıl yapabiliyorsun?