Fransız psikolog Anne Ancelin Schützenberger’ın kaleme aldığı ‘Psikosoybilim-Aile yaralarını iyileştirmek ve kendini bulmak’ (Psychogenealogie-Guerir les blessures familiales et se retrouver soi) aile geçmişinin kişilerin psikolojisi ve yaşamındaki olaylar üzerindeki etkilerini anlatıyor.
Yaşamsal döngülerimiz, sebepsiz oluştuğunu sandığımız travmalarımız belki de atalarımızdan bize kalan bir miras…
Aile soyağacımızdaki insanlardan bazılarıyla aynı yaşta benzer hastalıkları geçirmek, aynı yaşta evlenmeler, aynı yaşta boşanmalar, aynı kazalar, aynı meslekler, ani kayıplar, yaşanan suçluluk hissi, travmalar belki de tesadüf değil de bir ata mirasıdır…
Schützenberger bu durumu ‘kuşaklar arası aktarım’ olarak tanımlarken, görünmez sadakatin altını çiziyor. Nedir bu ‘görünmez sadakat’? Kişiler farkında olmadan ailesine bağlı kalıyor, belki de adını bile bilmediği, hiç tanımadığı bir akrabasını temsil ediyor. Ve nesilden nesile aynı hikayeyi yaşayıp yaşatıyor.
Kitabın ana cümlesi: İnsan yalnız kendi hayatının değil, ailesinin geçmişinin de mirasçısıdır.
Kitapta anlatılan ‘Genososyogram’ yöntemi 7 ila 9 kuşak arasında kendi soyumuzun haritasını çıkarıp ailede tekrar edilen kalıpların görünür hale gelmesini sağlıyor. Böylece ailedeki ölüm, hastalık, evlilik, boşanma, göç, iflas, istifa, iftira, aile sırları yani ‘susulanlar’ ve tutulmamış yaslar gibi aklınıza gelen tüm önemli olayların haritalarını çıkarıp karmaşık aile ilişkilerine de anlam kazandırıyor.
Şimdi ben sülalemde gürültü veya yüksek sesle ilgili kim ne yaşadı da travması bana kaldı, onu bulma peşindeyim!