“İnsanlar bakarak, görerek, yaşayarak bir şeyler öğreniyor değil mi? Ben de baktım, gördüm, yaşadım, öğrendim işte. Bir de çektim.”
“İstanbul’un Gözü” adıyla anılan fotoğraf sanatçısı Ara Güler, İstanbullu bir ailenin çocuğu olarak 1928 yılında Beyoğlu’nda dünyaya gelir. Görsel dünyaya duyduğu ilgi çocuk denecek yaşlarda başlayan Güler, lise çağlarında bir yandan film stüdyolarında çalışırken diğer yandan Muhsin Ertuğrul’un öğrencisi olur. Genç Ara’nın tiyatronun yanı sıra edebiyata da ilgisi vardır. Lisedeyken öyküler, piyesler yazar. O yıllarda sinemaya duyduğu ilginin temelinde görsel dünya ile edebiyatı birleştirme tutkusu yatmaktadır. Ancak aradığını tam olarak sinemada bulamaz. Sinemanın kurgu gerektiren dünyası ona göre değildir. O hayatın kendi kurgusunun, an’ların peşindedir. Arayış içinde geçen gençlik yıllarında fotoğraf da çeken Ara Güler, fotoğrafın kendi görsel dünyasının en iyi ifade biçimi olduğunu anlamakta gecikmeyecektir.




