YAZARLAR

Azim ve Tutkunun Evrensel Başarısı: Bocelli / Demet Cengiz

“Eğer Tanrı yeryüzüne insan suretinde inseydi sesi kesinlikle Andrea’nınki gibi olurdu” der Celine Dion onun için. Ve hayat Andrea Bocelli’den acıyı da zevki de hiç esirgemedi.

Pop, opera ve klasik olmak üzere üç müzik alanında da dünya çapında üne ve başarıya sahip olan Andrea Bocelli, tartışmasız yaşayan en önemli müzisyenlerden biri. Ve biz onu varlığını, doktorların sakat doğacağı uyarısına aldırmayıp, kürtaj yaptırmayan annesine borçluyuz.

SINAVI ANNE KARNINDA BAŞLADI

Toscana’da yer alan küçük yerleşim birimi Lajatico’da şarap üretimi yapan Alessandro ve Edi Bocelli çifti, 1958 yılında çocuk sahibi olacaklarını öğrenince havalara uçmuştu. Ancak hamileliğinin dördüncü ayında apandisit problemi yaşayan Edi, bebeğe zarar verecek bir tedavi gördü. Doktorlar Bocelli çiftine, çocuğun büyük olasılıkla sakat veya zihinsel engelli doğacağını söyleyip, Katolik İtalya’da o yıllarda kürtaj yasak olmasına rağmen bebeği aldırmalarını önerdi. Andrea Bocelli’nin ‘cesur kadın’ dediği Edi, kürtajı kabul etmedi ve her ne pahasına olursa olsun, doğurmak istedi. Aynı yıl 22 Eylül günü Andrea Bocelli dünyaya gözlerini açtı. Görünüşte sapasağlam olan bebeğin daha ilk ayında gözlerinde sorun olduğu ve zamanla kör olacağı anlaşıldı.

HUZURU ATLARDA BULDU

Küçücük bir çocukken müziğe ilgisini annesi fark etti. Edi’nin radyoda açtığı klasik müziği dikkatle dinleyen Andrea, farklı bir çocuk olduğunu hemen hissettirdi. Daha 5-6 yaşındayken klasik müzik plaklarından seçtiklerini çalıyor ve müziğe eşlik ediyordu. Dindar ailesi onu her kiliseye götürdüğünde orgun başına geçip tamamen doğaçlama olağanüstü güzel müzikler çalıyordu. Andrea 9 yaşına geldiğinde tüm operaları ezbere biliyordu artık ancak görme yetisini de yavaş yavaş kaybediyordu. Ailesi iyi bir eğitim alabilmesi için onu uzak bir yatılı okula verdi. Orada sık sık gizlice piyano odasına girip, tuşlara bastı. Ve 12 yaşına geldiğinde yatılı okulu bırakıp eve döndü çünkü artık tamamen kördü. Aynı yıl annesinin ilanını tesadüfen gördüğü bir müzik yarışmasına katılıp, birinci oldu.

Çiftliğe geri döndüğünde yepyeni bir tutkusu vardı artık: Ona huzur ve dinginlik veren atlar. Körlüğün onu hayattan geri tutmaması için kararlıydı. Babasından güçlü bir at istedi. Gelen bir yaşındaki atın öğretmeni oldu; üstünden çok düştü ama kalkmayı hep bildi, yılmadı.

HUKUK OKUDU, 35 YAŞINA KADAR KİMSE TANIMIYORDU

Pisa Üniversitesi’nde hukuk okuyan Bocelli, kısa bir süre avukatlık yaptı ancak onun asıl sevdası müzikti. Annesinin sürekli daha çok seyirci toplamaya çalıştığı piyano barlarında çaldı. Kazandığı parayla müzik eğitimi aldı, sesini eğitti. Ve kaderi rock müzik sayesinde değişti.

İtalyan rock yıldızı Zucchero‘nun Luciano Pavarotti‘ye demo parçası ‘Miserere’de eşlik etmesi için Bocelli’yi ayarlamasıyla 1992’de yaşamındaki o önemli kırılma gerçekleşti. Kimsenin tanımadığı 35 yaşındaki Bocelli’ye, Pavarotti hayran kalmıştı. Bu yüzden pop ve rock gibi müzik türlerini asla küçümsemez. İki yıl sonra San Remo Şarkı Festivali‘nde birincilik kazanarak şöhretini iyice pekiştirdi.

GERÇEK BİR İYİMSER

Con te Partiro (Veda etme zamanı) isimli parçayla Avrupa’da pek çok ülkede 6 ay müzik listelerinin başında yer aldı, uluslararası şöhrete kavuştu. Sarah Brightman ile düet yaptığı parçanın İngilizce versiyonu ‘Time to Say Goodbye’ ise birçok ülkede haftalarca listebaşı oldu, milyonlarca albümü satıldı. Albümlerinin toplam satışı 100 milyonu çoktan aştı.

O kendini gerçek bir iyimser olarak tanımlıyor. Hayatın ona maddi ve manevi pek çok armağan verdiğini, en değerlilerinin kendi içinde bulduğu huzur ve mutluluk olduğunu söylüyor. Yaşam mottosu ise asla pes etmemek ve iyimser olmak.

İki evlilik yaptı, üz kez baba oldu. Ailenin ise ona verilmiş en büyük hediye olduğunu sürekli tekrar ediyor.

Annesinin dediği gibi hayat ondan acıyı da zevki de hiç esirgemedi. O gönlüyle görebilenlerden olmayı seçti.

Menü