Kitap, ‘sokaktaki insan’ tarafından da tecrübe edilebilir mi, yoksa bir uzman rehberliği veya gözetimi şart mıdır?
Dr. Olcay GÜNER: Bu bir sanat etkinliği değil. Sanatın psikoterapide kullanımı ile ilgili. Yani asıl amaç psikoterapi yapmak. Sanat sadece bir aracı. Dolayısıyla kesinlikle uzman kişiler tarafından kullanılması ve onların eşliğinde deneyimlenmesi şart.
Ayrıca, sanat terapisini “uğraş terapisi”nden de net olarak ayırmak gerekir. Sanat terapisinde sanat sadece rahatlama amaçlı kullanılmaz. Sanat terapisinde ortaya konan ürünler terapiyi derinleştiren, yüzeye çıkardığı verilerle psikoterapiye yön veren, sözcüklerin ötesine geçerek seansı danışana özgü kılan, yaratıcı enerjinin iyileştirici gücünden yararlanan, duygu ve düşünceleri açığa çıkaran, beynin hem sağ, hem sol yarım küresine etki ederek danışanın sorunlarına yeniden anlam kazandıran bir araç niteliğindedir. Sanat terapisinde amaç, psikoterapiyi derinleştirmek, kişiye özel kılmak, yaratıcı enerjinin gücünden yaralanmak, terapiyi estetik ve çekici kılmaktır.
Sanat terapisi doğaçlama, kesintisiz, kendiliğinden yaratının önemini vurguluyor. Bu konuyu açar mısınız ?
Olcay GÜNER: Bunu şu şekilde açıklamaya çalışayım, aylarca ressamları inceleyen Csikszent Mihalyi en çok onların konsantrasyonlarına hayran kalmıştır. Ressamlar resim yaparken yemeği, içmeyi, yorgunluklarını unutup, trans gibi bir ruh halinde işlerini yapıyorlardı. Resim yapmaları bittiğinde de, sanki hiçbir şey olmamış gibi bu resmi duvara asıyor ve normal hayatlarına dönüyorlardı. Mihaly Csikszentmihalyi yüzlerce ressamı inceledikten sonra anladı ki, gerçek mutluluk ve akış hissi sanat yapma sürecinde gerçekleşmektedir.
Akışın özellikleri şöyledir: Mutluluk, derin konsantrasyon, duygusal hareketlilik, artmış bir üstünlük hissi, kendini kaybetme hissi ve kişisel üstünlük hisleridir. Csikszentmihalyi bu hislerin bütününe “akıcılık” demiştir. Sanat terapisine katılan danışanlar bu derin konsantrasyonu deneyimlerler ve kendinlerini akışa bırakırlar. Akışta kalan danışanlara eserleri birer hediye gibi gelir zira bunların içinde psikoterapilerinde ele alınması gereken pek çok unsur barınmaktadır.
Gündelik yaşamdaki sanat ve kültür faaliyetlerini takip etmenin de bu kitaptaki çalışma örnekleri kadar iyileştirici olduğu düşünülebilir mi?
Dr.Olcay GÜNER: Belki günlük yaşamımızdaki kültür ve sanat faaliyetlerinin geliştirici, büyütücü, hatta bazen dengeleyici yanları olduğunu söyleyebiliriz ama bu kesinlikle sanat psikoterapisi ile eşdeğer bir durum değildir. Mesela, bazen bir sanat eseri bazen zihnimizin gizli bir köşesinde yer alan olumsuz bir yaşantımızı tetikleyebilir. Bu nedenle bu eserlerden rahatsız olabiliriz. Rahatsız edenden geri durmak yerine ona tahammül ederek, önyargısızca bakmak ve bizde var olanı sanat eserinde bulmak bizi geliştirebilir. Danışanlarımız da bazen kendileri ile ilgili bir sürü şey barındıran bir eseri sırf yanlış bir formda olduğu için reddeder ve beğenmezler. Seanslarda o esere yabancılaşmak yerine, tahammül ederek bakmalarını istediğimizde; kendileri ile ilgili pek çok önemli ipucunun farkına vararak, gelişim kaydettiklerini görebiliriz. Kısacası, yardımı dokunacak şeyler bize her defasında çok iyi paketlenmiş olarak sunulmayabilir. Bu durumda beğenilmeyen paketleri de açıp incelemek, içinde ciddi gelişim ipuçları taşıdığından önemli olabilir. Bazen de bazı eserler bizi dengeleyebilir.
Hepimizin duyguları bazen bir uçtan bir uca gidebilir. Örneğin, çok başarılı ya da yetersiz hissedebiliriz. Sanat hepimiz için bu çok konsantre durumlar arasında bir denge sağlayıcı olabilir. Oldukça dingin bir yaşamımız varsa çok karmaşık ve kompleks bir eser bizi dengeleyebilir. Çok karmaşık bir yaşamımız varsa çok dingin bir eser bazen bizi daha fazla dengeleyebilir.
Kısacası, neyi izlediğimiz, neyi tercih ettiğimiz ve nelerden hoşlanmadığımız bize bizimle ilgili ipuçları sunabilir ama tekrar tekrar söylüyorum ki bu sanat terapisi demek değildir. Bu şekilde “iyileşme” olacağı söylenemez.
Çocuklarla ve yetişkinlerle aynı anda (aile odaklı) sanat terapisi önerir misiniz ? Böyle örnekler var mıdır ?
O.G.-N.D.: Sanat Terapisi bireysel ve grup olarak uygulanabiliyor. Bu gruplar aynı soruna sahip bireyler olabildiği gibi ( toplu travma yaşamış bireyler, aynı hastalığa sahip örneğin kanser hastaları grubu gibi), aile bireylerinden oluşan gruplarda da uygulanabiliyor. Anne, baba ve çocukları birlikte sanat terapisi
çalışmasına almak mümkün. Aile ile sanat terapisi uygulamaları ailedeki ilişkisel sorunları çözmeye yardımcı olabildiği gibi, ebeveynlik ve sınır koyma gibi konularda ebeveynlere yol gösterici, çocuklara sosyal beceri kazandırıcı, davranışları düzeltici, ailedeki rolleri belirleyici gibi bir çok alanda yardımcı olabilmekte.
Bazen aileler bize örneğin çocuklarının kurallara uymadığını söyleyerek başvururlar, aile bireylerinin tümünü birlikte alıp sanat terapisi uygulamaları yaparak, ebeveynlerin çocuklarına davranış şekillerini gözlemek, çocukların ebeveynlerini nasıl algıladıklarını anlamak, ilişkilerini, birlikte nasıl çalıştıklarını izlemek ve sonra ailelere yol göstermek bir çok sorunun çözülmesine yardımcı olmaktadır. Dünyada da ailelerle sanat terapisi çalışmalarının bir çok örneği bulunmakta. Otizmli çocuklar ve aileleri, kronik hastalığı olan çocuklar ve ebeveynleri, bağımlılık sorunu olan aileler ve çocukları gibi bir çok sorun alanında aileler ile sanat terapisi uygulamaları yapılmaktadır.
Özellikle altını çizmek istediğiniz, psikoterapistlere ve kamuoyuna yönelik uyarılarınız neler olabilir ?
Dr. Olcay GÜNER: Bu kitaptaki etkinlikleri bire bir kullanmak hiç sanat terapisi eğitimi almamış ve hiç sanat terapisini yaşantılamamış biri için çok da anlamlı olmayacaktır. Sadece teorik eğitimlere katılarak sanat terapisi alanında ustalaşmak da mümkün değildir. Sanat terapisinde neler olup bittiği ancak deneyimlenerek, hissederek, yaşantılanarak öğrenilebilir.
Okumalar, teorik seminerler sanat terapisinde yaşantıladıklarınızı destekler, derinleştirir, sağlam bir zemine oturtur ama tek başına yetersizdir.
Sanat terapisine ilgi duyuyor iseniz şu dörtlüyü ihmal etmemelisiniz: Bir sanat dalı ile uğraşmak, sanat terapisini yaşantılamak, teorik eğitimler almak ve okumak. Gerek bizler, gerek yıllarını sanat terapisine vermiş olan psikoterapistler, gerekse eğitimlerini sanat terapisi alanında tamamlamış olanlar halen uygulamalı sanat terapisi eğitimleri almaya devam ediyoruz. Her uygulamada biraz daha derinleşiyor ve yeni bir şeyler öğreniyoruz.
Sanat psikoterapilerine katılmak isteyen danışanlara ise şunu önerebiliriz. Lütfen terapistinizin eğitimini sorgulayın. Psikoloji, psikoterapi ve sanat terapisi eğitimlerini nereden ve ne miktarda aldığı konusu çok önemli. Sanatı terapilere dahil etmek ne yazık ki günümüzün modası haline geldi. Ehil olmayan pek çok kişinin psikoterapistlik yapmaya çalışması, sanatı terapilerine dahil etme çabaları Sanat Psikoterapileri Derneği’nin de üzüntü ile izlediği bir mesele. Buna bir nebze olsun çözüm üretebilmek için derneğimizin Eğitim Komisyonu Sanat Psikoterapileri konusunda eğitim kriterleri oluşturuyor. Bu çalışma bitmek üzere. Umarım bu çalışma bittikten sonra sanat terapisinin sadece ehil ellerde kullanılmasına katkı sağlayacaktır.