Gıda Mühendisi, okullu Gastronomi Yazarı, Çay ve Su Somelyesi Ebru Erke ile Kahvaltı kitabından sonraki ikinci kitabı “Çay”ı konuştuk. Önce tanımayanlar için kısa bir bilgilendirme yapalım.
Ebru Erke Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği mezunu. Bir müddet sektörde teknik pazarlama alanında çalıştıktan sonra doğru beslenme ve sağlıklı yaşam üzerine radyo programları yapmaya başladı. Yemek kitabı editörlüğüyle başlayan yazım hayatı şu anda Food and Travel dergisinin genel yayın yönetmeni, La Cucina Italiana dergisinin yayın danışmanı ve Milliyet gazetesi gastronomi yazarlığı olarak devam ediyor. Bein Gurme için iki yıl boyunca yaptığı Tatbilir Keşifler programının tekrarları hala televizyonda ve yeni programlar yolda. Mutfak Dostları Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve aktif bir Slow Food destekçisi.
Kahvaltıların vazgeçilmezi hatta pek çok evde akşam sohbetlerinin eşlikçisi “çay”ı acaba yeteri kadar tanıyor muyuz? Ebru Erke’den dinliyoruz.
Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?
Çay someliyesi olmak için nasıl bir eğitim almak gerekir?
Someliye tadım uzmanı demek. Bu, herhangi bir gıdayla alakalı olabilir. Ben eğitimimi ITMA’dan aldım. ITMA (International Tea Masters Assosiation) verdiği eğitimin düzeyi ve geçerliliği ile önemli bir yere sahip. Ve dünyanın farklı yerlerinde sadece 10 tane eğitmeni var. Bir tanesi de Hindistan’ın en güçlü çay otoritelerinden birisi: Parag Hatibaura. Assam’daki uygulamalı eğitimin sürdüğü on beş günün neredeyse 18 saatini Parag ile birlikte geçirdik; tarlada, üretimde, tadımda, açık arttırmada… Ve üç ay daha online alarak girdiğim imtihan sonucu belgemi aldım, artık ITMA’ya (International Tea Masters Assosiation) bağlı bir çay someliyesiydim.
Türkiye çay konusunda dünyada nasıl konumlanıyor?
Dünyada üretimde yedinci, tüketimde birinciyiz. Dünyanın en büyük üretici ülkeleri bile bizim kadar çay içmiyor. Üstelik de hayatımıza iyiden iyiye Cumhuriyet’ten sonra girmiş ve ortalama kalitede bir çay. Ama öyle bir kabullenmiş ve kültürümüzün bir parçası yapmışız ki, gerek kullandığımız bardak gerekse sunum ve demleme şeklimiz ve en önemlisi dostluk, samimiyet gibi yüklediğimiz anlamlarla tüm dünyaya ‘Türk çayı’ kavramını yerleştirmişiz.
Kitap çıktıktan sonra da çay seyahatleriniz devam ediyor. Özellikle Himalayalar’a yaptığınız son seyahatiniz çok ilgi gördü. Biraz anlatabilir misiniz, tam olarak nerelere ve niçin gittiniz?
Darjeeling çayı için niçin “çayların şampanyası” deniyor?
Başka nerelere gitmeyi planlıyorsunuz çayın peşinde?
Çin’de en eski yöntemlerden biri olan bambu sepetlere sıkıştırılıp toprak altında fermente edilen puer’h çaylarının üretimine gideceğim. Kyoto’da bir geyşa ile seremoniye katılacağım ve Sri Lanka’da ipekler üzerinde üretilen beyaz çayları göreceğim.