2015 yılında koçlukla tanışmadan önce, bendeki koçluk algısı gerçekte olduğundan çok farklıydı. Koçluğun bir çeşit danışmanlık, liderlik, yol gösterme olduğunu zannediyordum. Koçluk eğitimine başladığım ilk gün, eğitmen koçumuz örnek bir çalışma yapmak üzere beni sahneye davet etti ve birlikte ufak bir seans gerçekleştirdik. Sahneden indiğimde, bambaşka bir şeyin içinde olduğumu, içimde bambaşka bir şeylerin uyandığını hissettim, çok etkilenmiştim.
Yaklaşık 6 senedir koçluk yapıyorum ve şunu büyük bir mutlulukla söyleyebilirim ki her seansa o ilk günkü merak ve heyacanımı taşıyorum. Koçluğun bendeki anlamını tek bir cümleyle tarif etmem gerekirse; “kendini tam anlamıyla görmek, duymak, anlamak” derim.
Günümüzde insanların en büyük ihtiyaçlarından birisi; anlaşılmak. Kendi lisanımızda kendimizi anlatmaya çabalıyoruz, anlaşılmak istiyoruz, anlaşıldığımıza inandığımız zaman rahatlıyoruz. Peki bizi anlamadıkları zaman ne yaşıyoruz? Karşı tarafın sizi anlamadığı bir an gözünüzde canlandırın, bir bakın kendinize o anda ne yaşıyorsunuz?
Bu konuyla ilgili birçok şarkı sözümüz de var; “Beni biraz anlasana” “Anla halimden” “Anlamazsın anlamazsın” “Anlıyorsun değil mi?” ”Anlamadın ki ona yanarım.”


